SOSYOLOJİ

Yazarlık: Edebi ve Sosyal Boyutlar Paneli Gerçekleşti

22.11.2022

Dört değerli hocamızın katılımlarıyla birlikte “yazarlık” temasının interdisipliner bir şekilde ele alındığı panel İstanbul Medeniyet Üniversitesi sosyoloji bölümü ile Türk dili ve edebiyatı bölümü işbirliğinde gerçekleşti. Yazarlık: Edebi ve Sosyal Boyutlar Panelinde yazarlığın geçmişten bugüne nasıl yeniden inşa edildiği, toplumsal cinsiyet açısından nasıl konumlandığı, yazarlığın dönüşümü ve yazarlığın sosyoekonomik arka planı üzerinde duruldu. Bu boyutlar 4 konuşmacı tarafından tartışıldı.

İlk olarak Prof. Dr. Muharrem Dayanç, “Yazarın Adları: Tanzimat’tan Günümüze Yazara Verilen İsimler” başlıklı konuşmasında çeşitli Tanzimat Dönemi yazar ve şairlerinin eserlerinden okumalar yaparak yazarın yeri ve önemini vurguladı. Prof. Dr. Dayanç, aynı zamanda Şinasi, Recaizade Mahmut Ekrem gibi yazarların eserlerindeki sosyolojik imgeler üzerinden edebiyat ve sosyoloji arasındaki ilişkiye değindi.

İkinci sunumda Öğr. Gör. Habil Sağlam, “Yazar Öldü Mü? Yazarlığın Yeni Formları Üzerine” başlıklı konuşmasını gerçekleştirdi. Bu konuşmada yazarın geçmişten bugüne konumunun nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ele aldı. Buna göre yazarların geçmişte daha fazla ön planda ve etkileyen özne olmalarına karşın günümüzde daha geri planda kalan ve etkilenen özne olmaya evrildiğini ifade etti. Sağlam, bununla birlikte günümüzde yazarların içerik olarak daha fazla bireysel hayat deneyimlerinden beslendiklerini, eserlerde mahremiyetin daha sık izlendiğini ifade etti. Bu doğrultuda yazarlığın ölmediğini ancak güçlü bir değişim gösterdiği sonucuna işaret etti.

Üçüncü sunumu gerçekleştiren Arş. Gör. Dr. Sezin Seda Altun ise “Yazarın Cinsiyeti: Kadınlık ve Yazarlığa Bir Bakış” başlıklı konuşmasında kadın yazarların yazarlık süreçlerinde yüzleştikleri ötekileştirme ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığını ele aldı. Biyolojik olmaktan çok kültürel olarak inşa edilen “kadınlık” ve “erkeklik” rolleri, sanatın yaratımı ortamına doğrudan etkide bulunduğu için kadınların yazma pratikleri de bu yönde şekillenmektedir. Kadın yazarların takma isim kullanması ya da eserlerini imzasız yayımlaması bu duruma örnekler olarak sunulmuştur. Bu anlamda kadınların yazmayı kariyer edinirken toplumsal cinsiyetle bölünmüş ataerkil dünyada kendine bir yer bulma çabasının erkek yazarların oluşturduğu edebi çıktılar örnek alınarak geliştirilmeye çalışılmasının oluşturduğu çelişki ele alınmıştır. Kadınların “kadın yazar” değil, “yazar” olma arzuları ise gittikçe artmaktadır.

Panelin son konuşmacısı olarak Dr. Öğr. Üyesi Elyesa Koytak ise “Yazarın Mesleği: Türk Edebiyatında Yazarların Sosyal Köken ve Konumları” başlıklı konuşmasında, Türkiye’de yazarlığın hangi sosyal konumlarda daha fazla gerçekleştiğini ve yazarlığın sosyoekonomik arka planını veriler üzerinden incelemiştir. İlk olarak Cemal Süreyya’nın Türk Yazarının Halklaşması isimli çalışmasından yola çıkarak konuya giriş yapılmıştır. Buradan hareketle, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türk yazarların İstanbul dışına çıktığını ve yalnızca varlıklı ailelerin çocuklarının yazar olduğu algısının değiştiğini ifade etmiştir. Buna ek olarak; baba mesleği, eğitim durumu ve doğum yılı gibi değişkenlerin olduğu tablo ve grafik verileri üzerinden yazarlık mesleğine sahip olmaya sosyolojik açıdan bakılmıştır.

Devamında soru-cevap faslının gerçekleştiği panel sonunda kıymetli konuşmacılarımıza Bölüm Başkanımız Prof. Dr. Lütfi Sunar tarafından armağanlarının takdim edilmesinin ardından seminer sonlanmıştır.